20 Ekim 2021, Çarşamba
Ana SayfaSağlık & GüzellikSağlıkSağlığa Bütüncül Bakış

Sağlığa Bütüncül Bakış

Sağlıklı olmak sizler için ne ifade ediyor?

Sağlıklı olmak çoğumuz için kan değerlerimizin tamamen normal olması, bazılarımız için sabah güne enerjik başlamak, mutlu hissetmek, üretken olmak, hastalanmamak, pek azımız için de dengeli olmak dengede kalmak diyebiliriz…

Her durumda da bedeni ruh ile birlikte değerlendirmek ve bunlardan birindeki problemin diğerini de etkileyeceğini kabul etmek gerekiyor. Beden ve benlik bir bütündür. Hislerimiz, duygularımız, düşündüklerimiz, sonrasındaki tepki ve eylemlerimiz, bunların tümü birbiriyle çok yakından bağlantılıdır.

Beden sadece 8 ana sistem ve besin maddelerinden, bir takım hücresel biyokimyasal reaksiyonlardan ibaret değildir. Yani kilo almanız sadece çok yemenizle, baş ağrınız sadece beyninizle ilgili değildir. Bel ağrınız da ani harekete bağlı olmayabilir. Bedende tüm sistemler hücresel düzeyde; temel matriks, kan akımı ve lenfatik sistem, sinir sistemi aracığı ile birbiriyle iletişim halindedir. Aslında tek bir hücre ve çevresinde onu besleyen temel matrikste başlar tüm hikaye…

Beden ve benlik dengesi; tek tek hücresel düzeyde gözle göremediğimiz bir enerjidir, magnetizmadır, tıpkı bağlı olduğumuz gezegen gibi… Her birimiz bir hücreysek, gezegenimiz de temel matriks, galaksimiz sistemler, tüm beden de kozmoz olabilir…

Dolayısıyla bütüncül sağlıklı olma haline; magnetizma, hidrojen, oksijen ve ışığın bedende ihtiyaç duyduğu kadar kullanıldığı “beden-benlik dengede olma halidir” diyebiliriz.

  • Magnetizmanın ana kaynağı topraktır.
  • Hidrojenin ana kaynağı su ve besinler,
  • Oksijenin ana kaynağı atmosfer ve besinler,
  • Işığın ana kaynağı güneştir…

Tüm bunlara doğal yollarla maruz kalan kozmoz ile dengeli ve kozmozdan beslenen insan, tam dengede sağlıklıdır.

Toksisite çağını yaşayan insanoğlu kendini plastikle topraktan ayırdığı için topraklanamıyor ve magnetizma ihtiyacını karşılayamıyor.
İçtiğimiz sularda plastik, ağır metal ve mikroorganizma toksinleri o kadar çok ki bedenimize mineral ve hidrojen alamıyoruz ya da arıttığımız mineralsiz saf su ile hücrelerimize içtiğimizi sandığımız suyu geçiremiyoruz mineral eksikliği yaşıyoruz.

Atmosferimizde oksijen mevcut ancak bir o kadar da toksik gazları soluyoruz. Sigara dumanı akciğerlerimizin koruyucu sürfaktan tabakasını eritiyor. Yeterli oksijen geçişi mümkün olamıyor.

Kendimizi üç tarafı camla kapalı plazalara hapsettik, güneşten gelen sağlıklı ışınları alamıyoruz.

Sonuç; beden ve benliğin dengesi bozuldu. İnsanoğlu günümüzde daha ana karnına düştüğü andan itibaren toksin saldırısı altında ve bağışıklık sistemi devamlı alarm durumunda, kendini iyileştiremez oldu. Her yaş grubunda hastalıklar arttı. Yeni doğan bebekte dermatitler, hazım sorunları, çocukluk dönemi boyunca sık geçirilen enfeksiyonlar, sindirim sorunları yaşayan obeziteye yatkın, kas gelişimi zayıf otoimmün hastalıkların görüldüğü çocuklarda duygu durum değişiklikleri, hiperaktivite ve dikkat eksikliği, otizm spektrumunda değişik tablolar görüyoruz.

Ergenlik döneminde obezite derecesi artmış, bağımlılıklara eğilimli, kaygılı, öfkeli, mutsuz gençler dikkatleri dağınık üretkenlikleri azalmış, odaklanma güçlüğü yaşayan astım, mevsimsel alerjiler, akne, insülin direnci gelişmiş, gastrit ve hazımsızlık, kabızlık gibi sindirim sistemi hastalıkları başlamış gençler…

Yetişkinlerde ise; diabet, obezite, kanser, depresyon, fibromyalji, MS… hemen tüm sistemlerde görülen kronik inflamasyona bağlı kliniği tam oturmuş kronik hastalık salgını görüyoruz.

Peki ne yapabiliriz?

Kozmozun iyileşmesi için gezegenin,
Gezegenin iyileşmesi için tek tek her bireyin,
Bireyin iyileşmesi için de tek tek hücrelerin ve temel matriksin iyileşmesi, dengeli bir şekilde yukarda bahsettiğim 4 temel ihtiyacının karşılanması gerekir.

Magnetizma ihtiyacını, hergün en az 10 dk çıplak ayak toprak ile temas ederek, magnetik alan teknolojisi kullanan iyileşme sinyalini bedene ileten NANOVİ, Teslaformer gibi cihazlar ile karşılayabiliriz.

Hidrojen ve oksijen ihtiyacımızı; alkali su içme ve alkali organik beslenme ile karşılayabiliriz. Medikal ozon tedavisi kanımıza hem hidrojen hem oksijen desteği sağlayacaktır. Temel mineraller ve vitaminlerin düzenli takviyesi hücre fonksiyonlarımızı optimize edecektir.

Güneş bizim bedenimiz için en kolay ulaşabileceğimiz temel ihtiyacımız. Her gün en az bir saat direk güneş ışınlarına maruz kalmalıyız. Burada kastettiğim saat 12 de güneşin altına yatıp kıpkırmızı güneş yanığı olmak değil tabii ki…Açık havada yürüyüş, çıplak ayakla yeşil alanda yürümek oturmak, nefes egzersizleri bedenin kendini iyileştirme mekanizmaları için şart.

Biz hekimler ve günümüz tıbbı, beden-benlik bütünlüğünü unuttuk, bize hatırlatanlara da ya kızıyoruz ya da sitem ediyoruz. Oysa ki bazen bir kişinin beslenmesi düzelir, düzenli açık havada spora başlar; ilaçlarla geçmeyen gastriti, migreni, kaygı bozukluğu, allerjileri, aknesi, cilt kuruluğu kendiliğinden geçer…

O halde iyileşmek için;

  1. Beslenmeni düzelt
  2. Güneş gör
  3. Açık havada spor yap
  4. Ruhunu dinlendir, enerjini düzelt, içine dön, yoga meditasyon yap
  5. Nefesini düzelt
  6. Alkali su iç
  7. Derin düzenli uyu
  8. Bedendeki biriken toksin yükünü azalt
  9. Tam iyileşmeni yönetmek için bir bütüncül tıp hekimine danış!

Bütüncül tıp insanın beden benlik bütünlüğünü korumasına ve bedenin kendi kendini iyileştirmesine odaklanan, hastalıkların kök patogenezlerini irdeleyen ve ortadan kaldırmak yoluyla kişinin iyileşmesini planlayan bir bakış açısıdır.

Bütüncül tıp hekimi pratisyen hekim demek değildir aynı zamanda bir sistemde uzmanlaşmış olabilir. Yani bir dermatolog, kadın doğum uzmanı, onkolog veya pratisyen hekim bütüncül tıp hekimi olabilir. Bütüncül tıp hekimi iyi bir beslenme doktoru, psikolojik stres yönetme danışmanınız ve bir detoks uzmanıdır. Akapunktur, nöral terapi, hipnoz, medikal ozon, elektromanyetik cihazlar, biorezonans, apiterapi, aromaterapi, fitoterapi… gibi çok çeşitli yöntemler kullanabilir. Bütüncül tıp doktoru aynı zamanda uzmanlık alanında kullandığı klasik ilaç ve cihazları da tüm bu alternatif tıp yöntemleriyle harmanlayabilir.

Özetle bir bütüncül tıp doktoru için; bedenin benlikle bir denge halinde tam sağlıklı tutulması hedeftir. Yöntemler ise değişkenlik gösterebilir. O halde bu toksisite çağında hepimizin hedefi sağlıkta bedenin ve benliğin tam dengede olma hali olmalıdır.

Dr. Özge Banu Öztürkhttps://www.dermaankara.com/
Uzman Dermatolog Doktor Özge Banu Öztürk Ankara’da bulunan muayenehanesinde hastalarını kabul etmektedir.
Benzer İçerikler

Yorum Yap

Güncel

İlginizi Çekebilir