20 Ekim 2021, Çarşamba
Ana SayfaSağlık & GüzellikSağlıkKafeinin Vücudumuz ve Sağlığımız Üzerindeki Etkileri

Kafeinin Vücudumuz ve Sağlığımız Üzerindeki Etkileri

Bazılarımız için kahve vazgeçilemez bir yere sahiptir ve ben de o bazılarından biriyim.
Bir kahve bağımlısı olarak kafeinin etkileri üzerine kısa bir araştırma yapmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Dilerseniz hemen konumuza hızlı bir giriş yapalım ve hem sağlığımız hem de vücudumuz üzerindeki etkilerine hızlıca bir göz atalım.

Kafein vücudunuza ne yapar?

Araştırmalara göre kafein uyarıcıdır ve dünyada en çok kullanılan ilaçtır. Her gün milyonlarca insan, uyanıklığı artırmak, yorgunluğu hafifletmek, konsantrasyonu ve odaklanmayı geliştirmek için tüketiyor. Kafeinin bizim için iyi mi yoksa kötü mü olduğu konusundaki tartışmalar arasında, kanıtlar ılımlı kahve tüketiminin hem fayda hem de risk getirebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, yüksek miktarda kafein tüketimi sağlıklı olmayabilir. Buna ek olarak, son zamanlarda kafein içermeyen içeceklere ve atıştırmalıklara kafein ekleme eğilimi yeni endişeleri gündeme getirdi. Bu yazımızda, kafeinin potansiyel sağlık yararları ve risklerine, ilgili sorulara ve kafein aşırı dozunun meydana gelme olasılığına bakacağız.

Kafein hakkındaki bilgileri hızlıca gözden geçirelim

  • Kafein, bazı gıdalarda doğal olarak bulunan bir uyarıcıdır.
  • Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), günde maksimum 400 mg veya iki ila üç fincan kahve alımını önerir.
  • Orta derecede bir kahve alımı kilo kaybını, bilişsel işlevi ve uyanıklığı artırabilir.
  • Kafein hamilelik, doğurganlık, glikoz kontrolü ve sağlığın diğer yönleri üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir.
  • Enerji içecekleri yüksek düzeyde kafein içerebilir, ancak alkolle birlikte tüketilmedikçe tehlikeli olmaları olası değildir.
  • Kafein tozu ölümcül aşırı doza yol açabilir ve bundan kaçınılmalıdır.

Kafein kullanımı hakkında araştırmalar

Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kafeini hem ilaç hem de gıda katkı maddesi olarak kabul ediyor. Günde maksimum 400 mg alımını tavsiye ediyorlar. Reçeteli ve reçetesiz ilaçlarda kafein, yorgunluk ve uyuşukluk tedavisinde ve bazı ağrı kesicilerin etkisini iyileştirmek için kullanılır. Merkezi sinir sistemi uyarıcıları adı verilen bir ilaç grubuna aittir. Kafein içeren yiyecekler zihinsel uyanıklığı geri kazanmaya yardımcı olabilir. Kafeinin bir uyanıklık yardımcısı olarak kullanımı sadece ara sıra olmalıdır. Uykunun yerini alması amaçlanmamıştır ve bu amaçla düzenli olarak kullanılmamalıdır.

Kafein kaynakları, faydaları ve zararları

Kafein, 60’tan fazla bitki türünün yapraklarında, tohumlarında veya meyvelerinde doğal olarak bulunur. Bunlardan en bilinen bazı kaynaklar şunlardır:

  • kahve çekirdekleri
  • çay yaprakları ve tomurcukları
  • dola fındık
  • kakao çekirdekleri
  • guarana tohumları
  • yerba mate yaprağı (çobanpüskülü giller familyasından bir bitki türüdür. Bilinen adı “Paraguay çayı”dır).

Bitkilerdeki kafein, doğal bir pestisit görevi görür. Onlarla beslenmeye çalışan böcekleri felç eder ve öldürür.

Kafeinin bazı sağlık yararları olabilir, ancak bunların hepsi araştırmalarla doğrulanmamıştır.

Kafein kilo kaybını artırabilir veya kilo alımını önleyebilir. İştahı bastırmak ve yemek yeme arzusunu geçici olarak azaltarak termojenezi uyarır, böylece vücut yiyecekleri sindirerek daha fazla ısı ve enerji üretir. Termojenik olarak pazarlanan zayıflama ürünleri kafein ve efedra veya efedrin içerebilir.

Araştırmalar uzun vadeli sonuçları doğrulamamıştır.

75 mg’lık bir kafein porsiyonu dikkati ve uyanıklığı artırabilir ve 160 ila 600 mg’lık bir tüketim zihinsel uyanıklığı, hızlı akıl yürütmeyi ve hafızayı iyileştirebilir.

Ancak kafein uykunun yerini tutmaz.

Kafein, dayanıklılık egzersizi sırasında fiziksel performansı artırabilir. Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA), kafeinin dayanıklılık performansını, dayanıklılık kapasitesini ve algılanan eforda azalmayı artırabileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte, kısa vadeli, yüksek yoğunluklu egzersiz üzerindeki etkiler sonuçsuz kalmaktadır.

Kafein, beyindeki adenosin reseptörlerini etkiler. Kahve ayrıca polifenol antioksidanları içerir ve bunlar da çeşitli yollar üzerinde hareket eder. Araştırmalar, kahve içmenin bazı düşünme becerilerini geliştirmeye ve yaşla birlikte gelen zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak, bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Alzheimer ve Parkinson hastalığı üzerindeki etkilerine yönelik araştırmalar yapılmıştır.

Araştırmalar, ömür boyu kafein tüketiminin Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltabileceğini bulmuştur. Çalışmalar ayrıca, daha yüksek kahve tüketimine sahip kişilerin Parkinson hastalığı riskinin daha düşük olduğunu bildirmiştir.

Kafeinin hafıza üzerindeki etkileri

Johns Hopkins Üniversitesi’nden yapılan araştırmalar, bir öğrenme seansından sonra bir doz kafeinin uzun süreli hafızayı güçlendirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Karaciğer ve kolon üzerindeki etkilerini değerlendirmek adına çalışmalar yürütülmüştür.

Kafein lavmanlarının kolon duvarından safra atılımını destekleyerek kolonun endoskopi veya kolonoskopi için hazırlanmasına yardımcı olabileceği öne sürülmüştür. Araştırmacılar, bir kafein lavmanının bir antioksidan olan glutatyon seviyelerini arttırdığını ve bu nedenle karaciğerdeki doğal detoksifikasyon süreçlerini desteklediğini iddia ediyor. Ancak, bu teoriyi destekleyecek çok az kanıt vardır. Kahve tüketimi, siroz riskini azaltmaya yardımcı olabilir ve hepatit C enfeksiyonunda hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabilir.

Gözlemsel çalışmalar, kahvenin hepatosellüler kanserli insanlar için koruyucu faydaları olabileceğini bulmuştur.

Göz kapağı spazmı üzerine araştırmalar yapılmıştır.

Araştırmacılar kafeinin insanları blefarospazm olarak bilinen bir göz bozukluğundan korumaya yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar olduğunu dile getiriyor. Anormal beyin fonksiyonunun neden olduğu bu durum, insanların sürekli göz kırpmasına ve işlevsel olarak kör olmalarına neden olabilir. Ayrıca araştırmacılar, kafeinin göz merceğini katarakt oluşumuna yol açabilecek hasara karşı korumaya yardımcı olabileceğini bulmuşlardır.

Cilt kanseri üzerine araştırmalarda da yerini almıştır.

Bazı bilim adamları, kafeinin belirli cilt kanserlerine karşı koruma sağlayabileceğini öne sürdüler. Bir ekip, farelerin derisine doğrudan uygulanan kafeinin, zararlı ultraviyole (UV) ışığın cilt kanserine neden olmasını önlemeye yardımcı olduğunu buldu. Diğerleri, günde üç fincan kafeinli kahve tüketimini, ayda bir fincandan daha az içmeye kıyasla, kadınlarda yüzde 21 daha düşük bazal hücreli karsinom(tıpta, epitel veya bezsel dokularda oluşan herhangi bir kanser, habis tümöral kütleye verilen isimdir.) geliştirme riski ve erkeklerde yüzde 10 daha düşük risk ile ilişkilendirdi.

Görüldüğü üzere belirli miktarlarda tüketilince faydalı olabilecek bir içeriği mevcut. Ama bu araştırmanın da söylediği gibi tamamen zararsız değildir ve bazı kötü etkileri de vardır. Kahveden vazgeçemeyen kişilere araştırmanın da söylediği gibi günlük belirli miktarda tüketilmelidir.

Yasevi Akboyraz
Ankara Üniversitesi Turizm Otel İşletmeciliği mezunu, yaşam ve kişisel gelişim konularında meraklı, araştırmacı, girişimci kişilik.
Benzer İçerikler

Yorum Yap

Güncel

İlginizi Çekebilir